Avusturya’nın başkenti Viyana’da, sınırlı oy oranına sahip küçük bir partinin genel başkanı Hakan Gördü’nün sert siyasi üslubu yeniden gündemde; kullandığı dil ve çıkışları kamuoyunda “Hakan Gördü ne yapmaya çalışıyor?” sorusunu beraberinde getiriyor. Gördü’nün 2021 yılında sosyal medyada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti seçmenlerine yönelik “yobazlar” ifadesi tartışma yaratmış, ilerleyen yıllarda benzer söylemlerini sürdürmesi dikkat çekmişti. 2024 yılında Viyana Türkiye Büyükelçisi Ozan Ceyhun ile ilgili davetlere çağrılmadığını sık sık dile getiren Gördü, 2025 yılında ise ATİB’e yönelik açıklamalarıyla yeni tartışmaların odağı olmuştu. Son olarak Gördü, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ı “duyarsız” ve “umursamaz” olarak nitelendirdi.
Türkiye ile Avusturya arasında aile, entegrasyon ve çocukların korunmasına yönelik iş birliği temasları sürerken, Viyana SÖZ Partisi Başkanı Hakan Gördü’nün sosyal medya üzerinden yaptığı son açıklamalar yeni bir tartışmayı beraberinde getirdi. T.C. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın Avusturya temasları kapsamında Avusturyalı mevkidaşıyla gerçekleştirdiği görüşme, diplomatik iş birliği açısından dikkat çeken bir adım olarak değerlendirilirken, Gördü bu temaslara sert bir dille karşılık verdi. İki bakanın birlikte verdiği fotoğraf karesini “samimiyet değil; duyarsızlık” olarak nitelendiren Gördü, verilen mesajları ise “umursamazlık” şeklinde değerlendirdi.

Bu çıkış, yalnızca güncel bir siyasi eleştiri olarak değil, aynı zamanda Gördü’nün uzun süredir benimsediği sert ve doğrudan iletişim tarzının bir devamı olarak görülüyor. Siyasette eleştiri sınırlarının nerede başladığı ve kullanılan dilin kamuoyunda nasıl bir karşılık bulduğu uzun süredir tartışılırken, Gördü’nün açıklamaları bu tartışmayı yeniden alevlendirmiş durumda.
Bu noktada, Gördü’nün siyasi dili ile seçim sonuçları arasındaki ilişki de kamuoyunda tartışılan başlıklardan biri haline gelmiş durumda. Sert ve polemik yaratan açıklamaların kısa vadede görünürlük sağladığı bilinse de, uzun vadede seçmen davranışına nasıl yansıdığı konusunda farklı görüşler bulunuyor. SÖZ Partisi’nin yaşadığı oy kaybı da bu çerçevede değerlendirilirken, tek başına söylem diliyle açıklanamayacak çok sayıda faktörün etkili olabileceği de ifade ediliyor.
Gördü’nün siyasi söyleminin tartışılmasının bir diğer nedeni ise geçmişteki açıklamaları. Özellikle 21 Mart 2021 tarihinde İstanbul Sözleşmesi tartışmaları sırasında yaptığı “Yobazlar 1:0 Kadınlar” paylaşımı, aradan geçen yıllara rağmen gündemdeki yerini koruyor. Gördü’nün bu paylaşımında kullandığı ifadeler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve söz konusu kararı destekleyen kesimlere yönelik genelleme içerdiği gerekçesiyle yoğun eleştirilere neden olmuştu. Paylaşımda yer alan ifadeler, dönemin en çok tartışılan siyasi çıkışları arasında yer alırken, kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı.

Bugün gelinen noktada ise benzer sertlikte bir dilin devam ettiği görülüyor. Gördü’nün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’a yönelik “samimiyetsizlik” ve “duyarsızlık” eleştirisi, geçmişteki söylemleriyle birlikte değerlendirildiğinde, siyasi iletişim tarzının değişmediğine işaret ediyor.
Öte yandan ortaya çıkan tablo yalnızca söylemlerle sınırlı değil. Viyana’da 27 Nisan 2025 yerel seçim sonuçlarına bakıldığında, SÖZ Partisi’nin oy oranında dikkat çekici bir düşüş yaşandığı görülüyor. 2020 seçimlerinde 8.742 oy (%1,20) alan parti, 2025’te 5.737 oya (%0,84) geriledi. Yaklaşık 3.000 oy kaybı, seçmen desteğinde gözle görülür bir erimeye işaret ederken, partinin %0,86 seviyesinde kalan oy oranı, onu sınırlı destek tabanına sahip küçük partiler arasında konumlandırıyor. Buna rağmen 421 bin Euro kamu desteği alan partide yönetimin değişmemesi, siyasi stratejiye yönelik eleştirileri de beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak, ortaya çıkan tablo; yalnızca bir siyasi polemik değil, aynı zamanda siyaset dilinin etkilerine dair daha geniş bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Siyasi aktörlerin kullandığı dilin, sadece anlık gündem oluşturmakla kalmadığı; kamuoyu algısı, seçmen davranışı ve hatta uluslararası ilişkiler üzerinde doğrudan etkili olabileceği bir kez daha görülüyor. Gördü’nün açıklamaları ve SÖZ Partisi’nin seçim performansı birlikte değerlendirildiğinde, “sert söylem mi, etkili siyaset mi?” sorusu önümüzdeki süreçte de tartışılmaya devam edecek gibi görünüyor.

