Avusturya, Sığınmacılar İçin Aile Birleşimini Durdurdu – Yeni Göç Politikası Gündemde

Avusturya hükümeti, sığınmacılar için aile birleşimini geçici olarak durdurdu. Bu karar, ülkedeki mevcut göç durumunu ve entegrasyon tartışmalarını yönlendirmeyi amaçlıyor.
Mülteciler için aile birleşimine yönelik planlanan bu duraklama, Çarşamba günü Bakanlar Kurulu’nda kabul edildi. İlgili teklif bugün Ulusal Meclis’e sunulacak ve yasa, muhtemelen Nisan ayında parlamentodan geçebilir. Hükümet, bu yasa ile birlikte, aile birleşimi başvurularını geçici olarak durdurma yetkisini bir yönetmelik ile elde edecek. Bu duraklamanın 2024 Mayıs ayı ortasında başlaması öngörülüyor.
Başvuru Yine Yapılabilecek Ama Süreç Dondurulacak
Başvuru sahipleri, ilgili temsilciliklere aile birleşimi amacıyla vize başvurusu yapabilecek. Ancak, bu başvuruların işleme alınma süreci ve başvuru süresine dair işlem adımları, yeni yönetmelik yürürlükte olduğu sürece dondurulacak.
Bazı Durumlar İçin İstisnalar Var
Avrupa Birliği hukukunun gerektirdiği durumlarda istisnalar uygulanacak. Örneğin, çok iyi Almanca bilen kişilerin, sistem üzerinde ek yük oluşturmamaları nedeniyle istisna kapsamına alınabileceği belirtiliyor. Ayrıca, ebeveynleri dışında yeterli bakım sağlayacak yakını bulunmayan çocuklar da ailelerine katılabilecek. Aynı durum, ebeveynlerinden biri Avusturya’da bulunan çocuklar için de geçerli olacak.
Ayrıca, Avusturya’da bulunan çocukların bu süreçte reşit olmamaları için başvuru anındaki yaş dikkate alınarak koruma sağlanacak. Böylece, ebeveynlerinin daha sonra çocuklarına katılması mümkün olacak.
Aile Birleşimi Başvuruları
2016’dan bu yana yıllık olarak
Yıl | Başvuru Sayısı |
---|---|
2016 | 9.494 |
2017 | 4.405 |
2018 | 2.273 |
2019 | 1.458 |
2020 | 1.189 |
2021 | 4.073 |
2022 | 5.829 |
2023 | 14.032 |
2024 | 8.234 |
Eğitim Sistemi Gerekçesiyle “Dur” Tuşuna Basıldı
Entegrasyon Bakanı Claudia Plakolm (ÖVP), kararın gerekçesini şu sözlerle açıkladı:
“Yük sınırına ulaştık ve bu nedenle artık durmamız gerekiyor.”
Plakolm, hükümetin (ÖVP, SPÖ, NEOS) bu adımının, sistemi daha fazla zorlamamak adına gerekli olduğunu söyledi. Bu açıklama, aynı zamanda Avrupa Komisyonu’na da iletilmiş resmi gerekçeyi yansıtıyor. Özellikle okul sistemi, okuma-yazma bilmeyen mültecilerin gelişi nedeniyle sınırlarına dayanmış durumda.
Uygulama 2026 Eylül Sonuna Kadar Geçerli Olacak
Plakolm, bu uygulamanın AB iltica hukukundan sapma içereceğini ve Avusturya’nın buna yönelik geçici bir düzenleme çıkarabileceğini ifade etti. Yeni düzenleme, Ulusal Meclis Ana Komisyonu’nun onayıyla, sistemlerde aşırı yüklenme tespit edilirse devreye alınabilecek. Bu özel uygulama, Eylül 2026 sonuna kadar geçici olarak yürürlükte olacak. Buna paralel olarak, ileride aile birleşimi için bir kota sistemi oluşturulması planlanıyor.
FPÖ: Yeterince Sert Değil
FPÖ Genel Sekreteri Michael Schnedlitz, bu yasa teklifinin aile birleşimini resmen durdurmadığını iddia etti. Çünkü başvurucuların, özel ve aile hayatına saygı hakkına dayanarak yasa etrafından dolanabileceklerini savundu. Ayrıca 2026 Eylül sonrası için yeni bir göç dalgasının öngörülebileceğini dile getirdi. Schnedlitz, “İltica hakkı, güvenli üçüncü ülkelerden geçen herkes için tamamen kaldırılmalı,” dedi.
ÖVP: Ciddi ve Sürdürülebilir Bir Çözüm
ÖVP Genel Sekreteri Nico Marchetti bu eleştirilere yanıt vererek, hükümetin sunduğu çözümün ciddi ve sürdürülebilir olduğunu, aynı zamanda anayasaya ve insan haklarına uygun olduğunu belirtti.
Sivil Toplumdan ve STK’lardan Eleştiriler
STK’lardan da tepkiler geldi. Kızılhaç, hükümete insanlığı göz ardı etmemesi çağrısında bulundu. Kurumun başkanı Gerald Schöpfer, aile birleşiminin bir insan hakkı olduğunu vurgulayarak, tartışılan sayıların arkasında savaş, acı ve yıkım nedeniyle ülkelerini terk eden insanların olduğunu hatırlattı.
Caritas, Volkshilfe, Asylkoordination ve Pfadfinder gibi kuruluşlardan oluşan bir koalisyon da hükümeti, “insan haklarına uygun ve yapıcı bir politika” izlemeye çağırdı. Aile birleşimi hakkının engellenmesinin çözüm değil, daha fazla sorun yaratacağını belirttiler. Ayrıca, Avusturya’nın şu anda Avrupa hukukunu ihlal edecek kadar ulusal bir kriz yaşamadığını da vurguladılar.